18 Mayıs 2019 Cumartesi


OLAĞAN KUŞKULAR
 
serçe parmağı olmadan kılıç tutulmaz, gözümüzün önündeki ufacık şeyler gözün vitröz sıvısındaki proteinlerdir. 
ULYSSES ve JOYCE
Kültürel hegemonyacılık öyle rezil bir şeydir ki, James Joyce'un Ulysses'ini, Homeros'un Odysseus'uyla bağdaştırır ve daha başlangıçta bir ilgi merkezi olmasını sağlar. Oysa Ulysses'in Odysseus'la bir gezip tozma anlatısı olmasından başka bir ilgisi yoktur. Birde isim benzerliği! Bu edebi bir hiledir. Bakın Don Kişot'ta gezip tozmadır, Alın size bir Don Odysseus. Faik Baysal'ın abdallardan başka kimsenin bilmediği roman Sarduvan'da köy köy dolaşan bir fukaran...ın romanıdır. Demek ki o da bir Sardysseus, dünya Ulysses'lerle doludur. Onu bırakın Dostoyevski'den, Kafka'ya, Marquez'den Yaşar Kemal'e kalburüstü her romancının bir Odysseus'u vardır. Bunların içinde en saçma ve Odysseus'a uzak olanı Ulysses'dir. Okumaya değmez çünkü hiç bir şey anlamayacaksınızdır.
Yalnız dananın kuyruğu burada kopuyor, Ulysses'in diğerlerinde olmayan bir avantajı var. Einstein bütün bilimsel buluşlar saçma sapan bir yolculuğun Alaattin'in Sihirli Lambası'yla karşılaşmasından başka bir şey değildir der. Ulysses kötü bir romandır, ama alanında bir ilki gerçekleştirdiği için o bir icattır. Unutmayın ki telefon icat edildiğinde, odadan odaya konuşmak için bu komikliğe gerek yok demişlerdir. Ulysses büyük bir yapıt, çünkü saçmalamanın Tanrı'ya, tanrısallığa ulaşmanın yollarından biri olabileceğini bize öğretiyor.
 Bugün oralarda hazineler vardı: sokaklar, görkemle gökleri adımlayanlar, şaşkınlık verici akşamlar.Geri dönmek istiyorum ben buralardan uzakta kendi umarsızlığıma. keçilerin isası uçurumlarda dik durabilir tanrının çocukları dağlarda dolaşabilirdi. ruh evimin ticanisi, Adem'in hamuru kırk gün bekletildi. Avadanlıklar, holiganizm, goşizm, narodnizm, anarşizm, vandalizm, barbarizm, hitlerizm, peronizm, maoizm, suyun alışkanlığı, Katolikliği düşüncelerimizin, ka...otikliği her bir şeyin, dezenfekte edilmiş, hızarlardan geçilmiş eylemlerimizin perişanlığı, avadanlığı günlerimizin ve ıstırapla dolu gecelerdeki sevişmelerimizin sessiz haykırışları, bir fısıltı kadar çığlığa dönüşemeyen, derin eveleyip gevelemeler, deryalar ve günler, geceler ve devşirilmiş erinçlerle ...geçen zamanın gümbürtüsü, devinimlerin göze hoşgelen rayihası, Meryemlerin özlemiyle dolu humması, ayetlerin hünsaı ve zamana diş geçiremeyen tanrılarım ız ve hükmünü yitirmiş cellatlarımızın rastgele boyun büken, giyotinlere dönüşen fetvaları, fermen ve kehkeşanşarı, uryan ve umarsız koşuşturup duran kitleler, nümayişler ve serdengeçtiler, değirmenlerin kanadında görkem ve ihtişama eşitlenen ulaşan ölüm, gülün ve manolyanın işkence edilmesi, gülmesi çiçeklerin, ağlaması çeşmelerin, uzaydan ağıp gelen nedametler ve benim pişmanlıklarım, ve şimdi tüm bunların içinden sıyrılıp gelen atalarım ve ölülerimin külleri arasından göz yaşları ve kanımın akışlarıyla ve elimden tutmaya bile yeltenmeyen gözler ve dinozorlar, goriller ve zombiler , mefisto ve şeytanların kısık gözlerinin kindar ve hayasız, acımasız ve Gözalan albeni dolu yüzelerinin aynalara yansıyan suretlerinini korkularının ve çelimsizliklerinin, güç ve şişkin pazularının hayalarının ve yumurtalıklarının paraşüt ve çemberlerinin algoritma ve puantajlarının para ve bankalarının komisyon ve kooperatiflerinin aşk ve kuduz ağaçlarını n ve allahlarınyla melekelerinin arasından hışımla ve intiharla özgeçmiş ve özkıyımla ötenazi ve şanla top ve tüfeklerimle roket ve uydularımla, füze ve raketlerimle soruyorum ben kimim?...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder