(Seslerin varlığıdır evren ve düşlerin, ışık tozlarıyla çocukların. Wagneryen bir operetin ve her gün içine girilen o şeyin. Saat beş de çıkmadan önce, bir kant içebilir miyim diye sorabilirim ona, bir kovuktan girer gibi, gerçekte bir kitabım ben diyebilirim. Bir tanrının öyküsüyümdür belki de, imdadıma yetişmezse biri, zındanımdan yekinecek gücüm yok benim. Havada yürüyebilir miyim, yuvama döndüğümü görebilir miyim. İşte uyanıyorum ve kapımın zilini çalıyorum, Berenice'deyim biliyorum... Evrenimiz dengelerin eşitsizliğine odaklıdır ve güçlerin savaşımına, aktif ve provokatif kodlar bellidir, isterik olabilen, otantik yaratıklar, örülmüş saçlar ve materyallerle doludur. Kışkırtan arzu, gölgelerin akışı, figürler ve formülatif varlığın tinsel tözüyle yüklüdürler. Tanrı cüsse ve cüceliğin kaprisleri, büyü ve becerilerin adıdır, kutsanan bir varoluş biçimi, yaşanabilen her şeyden kaynaklanan tiksinç doyum, apaçık varlığını sürdürecek denli pervasızdır. İsteri ve anomali, onun ana damarlarıdır.)
Sıçrayarak yürüyordum, aç bir kelebek gibi
Belki siber bir uşak olabilirim
Satürn karnavalında kapuçino dağıtan
Belki tüysüz bir gergedan ya da bir domuz.
Evrende hiç kimse düşünmüyordur belki de
Belki de salt kendini düşünüyordur evren
Pütürlü katkılar ve kabarcıklarla.
Sürgit alıntı yığınına dönüşüyorum ben
Düşündüğüm hiç bir şey yok, hiç bir zaman
Kim olduğumu bilecekte değilim, bir insan.
Şeytan değilim, tanrı değilim; Hiç Kimse'yim ben.
Kendi uçurumuna doğru koşan;
Siber bir uşak olabilirim ben.
İman eden biri değilim
Beppo'yum kütüphanede, kedi ya da Japon Müziği
Umut kanatlı bir şeydir belki de
Ama benim ayaklarım, sürekli yerde.
Çürük kıllı dişleriyle, alev göğüslü biriyim ben
Kitapçı bir marangozun kitabı
Bir resif manzarası ya da düş karıştırıcı bir fiyort.
Kızlarla besleniyorum yine de
Güneş çiçeği gibi açıyor, ısırıyorum onları
Özgürlük diye adlar veriyorum topraklarına
Ve emel denizlerine haykırıyorum
Belki de ben bir babanın oğluyum.
Zulüm için çok yetenekliyimdir belki de
Saf öç ve yazgının orduları içinde
Yaratılmış biri gibi hep gonzalo içiyorum
Sayrılar sayrısı ve minik kırlardan ödünç kalan
Sayrılar sayrısı ve minik kırlardan ödünç kalan
Fare kapanı tuzaklarla, cin ülkelerine savrulan.
Yavaşlayan okyanusta yürüyebilirim
Çünkü bir kitap olabilirim ben
Gittikçe yücelen ve olmayan sayfalarıyla
Gittikçe yücelen ve olmayan sayfalarıyla
Belki bir gün ya da bir sonraki gün okunabilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder