13 Mayıs 2019 Pazartesi

ASTERİON



'Her kim ki öğrenmek istemiyordur; Tanrı indinde en büyük kâfir odur.'



Bildir ki, siyah bir yıldızın  yüreğinde dönüp duran nevralji, mavi bir gün batımı ve hiperaktif druidler. Su çöllerinde salınan uçsuz bucaksız topraklarımız ve evreni kırmızı bir çizgi gibi algılayan sensörler ve sülfirik asite doyurulmuş yamaçlar, lilyum siloları ve bulutlarda büyüyen şeyler. Siklamen bahçeleri, ölü sayıcılar ve gregoryen pratikleri pigmelerin ve ufuklarda aslanağzı deltoidler ve yavaşça kanat çırparak uzaklaşmakta çipler.

Bildir ki, atalarımız ışıyan gettolarda, cin atları lazer plantasyonlarında ve ekonomikasyon örgütler, hipodromlarda sürüp giden genosid ve palyatif çözümlemeler. Biyonik dünyalarımızın predatorları prangalı armadiller, uzaklarda uçsuz bucaksız konvoyları Vega'nın, apronları ve jet akıntılarıyla Bellatriks ve parıldayarak sönüp giden gökadalar ve ötüşen bülbülleri, ipek kanatlı örümcekleriyle Virgo ışılağı.

Bildir ki, glikoz okyanusları, nöronik evren, köpüren hidrojen yuvaları, uçurumlarda melek ve şeytanlarıyla Quetzalcoatl ve karanlıklarda gürültüyle kükreyen tanrıları Guadalquivir'in. Tilkicik yıldızları ve eARTh, dinmeyen gözyaşlarıyla 'Homohome'lar ve Havva Anamız. Evrilerek geçip giden zamanlar ve salyaları, dönüp duran çarklarıyla, boşluklarda yitip giden sarı duman.

Bildir ki, peygamberler peygamberimiz İksion, atını süren Farisi ve tepelerde gülüşerek oynaşan sayısız mastodon ve kocamaya yüz tutmuş, yedi kapılı Tebai ve ölüyor işte Abşalom ve yıkılmakta olan ve bir zümrüdanka gibi, hep küllerinden doğan, ışıltılar içindeki Asterion!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder